|
Arthur, Kral Uther Pendragon'un doğan
ilk oğlu ve tahtının varisiydi. Ancak
Arthur'un doğumu karışık bir döneme
denk gelmişti ve Merlin, bilge bir
büyücü, Kral'a Arthur'u gizli bir yere
göndermesini ve Arthur'un orada
büyümesini salık verdi. Kimse onun
gerçek kimliğini bilmemeliydi.
Bir gün Sir Ector, (Arthur'u büyüten
odur) oğlu Sir Kay ve Arthur at üzerinde
mızraklarla döğüşülen bir turnuvaya
katılmak üzere arenaya doğru ilerlerken
Sir Kay kılıcını yanına almadığının farkına vardı ve geri dönüş
yolunu tutmuşlardı ki Arthur kayaya saplı kılıcı gördü ve onu
kendisinin kullanabileceğini ve Sir Kay'e de kendi kılıcını
verebileceğini düşünerek doğruca oraya ilerledi, atından indi ve
kılıcı
kavrayıp tüm gücüyle çektiğinde kılıç yerinden çıkıverdi.
Müsabaka alanına geri döndüklerinde, Sir Ector kılıcı Arthur'un
elinde görür görmez tanıdı ve Arthur'un elinden öperek "Sen
yeni
kralımız olacaksın" dedi. Müsabakayı bırakıp doğruca kayanın
bahçesinde durduğu kiliseye girdiler ve başpiskopos'a olanları
anlattılar. Bunun üzerine başpiskopos, Kral olmak isteyen tüm
şövalye ve güçlü adamları kiliseye çağırttı ve onların gözlerinin
önünde, Arthur'dan kılıcı tekrar yerine yerleştirmesini istedi.
Arthur
bunu yaptıktan sonra bütün müsabıklar onu yerinden çıkartmayı
tekrar denediler ve bir kez daha başarısız oldular. Sıra genç
Arthur'a geldiğindeyse bu işi yine kolayca başarmayı bildi. O saat
tümü haykırdılar, "Arthur yeni kralımızdır!" Böylece orada
bulunan
herkes kiliseye girdi ve başpiskoposta Arthur'u İngiltere'nin yeni
Kralı ilan ederek tacını giydirdi.
Arthur Kral olduktan sonra etrafına topladığı şövalyelerle, Romalılar
İngiltere'den çekildiklerinden beri bu topraklarda ilerleyen
Saksonlara karşı savaştı. Savaş uzun yıllar sürdü, yavaş ilerledi
ancak bir kasabadan diğerine Arthur krallığını genişletmesini
bildi ve birçok büyük savaştan sonra ve yüce zaferin arkasından
Badon dağında Sakson ilerleyişi durduruldu.
Arthur'un üssü olan yere verilen ad Camelot idi. Burada, Arthur
güçlü bir kale inşa ettirdi. Prenses Guinevere ile evlendi ve Merlin
de yuvarlak masayı oluşturdu. Bu masada yüz elli oturacak yer
vardı ve her şövalyenin ismi kendi yerinde yazmaktaydı. Arthur ilk
Kral olduğu zaman yüz yirmi sekiz olan şövalye sayısı, zaman
geçtikçe cesur ve iyi şövalyeler tarafından dolduruldu. Ancak tek
bir boş yer uzun süre sahibini bulamadı, bu yer daha önce hiçbir
kötülük yapmamış bir şövalye içindi ve "Büyülü Sandalye"
(Perilous
Seat) olarak biliniyordu. Uzun yıllar sonra Sir Galahad bu
sandalyeye sahip olan kişi olacaktı.
İşte böylece, Arthur'un ve şövalyeleri bu yuvarlak masada tanıştılar
ve yardıma ihtiyacı olan leydilere nasıl yardım ettiklerini, güçlü
yaratıklara karşı nasıl savaştıklarını, yani şövalyelik anılarını
buraya
taşıdılar. Onlar aynı zamanda kayıp bir hazinenin, bütün hastalıkları
iyileştirdiğine inanılan Kutsal Kase'nin
de peşinden gitmişlerdi.
Merlin'in rehberliği eşliğinde Arthur da, Gölün Leydisinin onun
için
özel olarak hazırladığı büyülü bir kılıca sahip olmuştur ve Excalibur
adı verilen bu kılıçla, pek çok döğüşü kazanmayı bilmiştir.
Kraliçe Guinevere, Arthur'un güzel eşi, bütün bunlara romansı
eklerken, onun üvey kardeşi olan ve en az onun kadar güzel Morgan
le Fay ise karanlık olayları Arthuriyen Mitolojisinin bir parçası
yaptı.
Ne yazık ki, ülke henüz barışın tadını çıkaramadan sivil savaş
patlak
verdi ve son savaşın geçtiği Camlan'da hem Arthur hem de
Mordred, Arthur'un hain yeğeni, ölümcül yaralar aldılar. Arthur
bir
gemiye bindirilerek, nehrin aşağısında bulunan Avalon adasına doğru
rüzgara bırakıldı. Orada yaraları üç gizemli bakire tarafından
sağaltılan Arthur'un vücudu asla bulunamadı ve birçokları, aslında
onun ölmediğini ve bir tepenin altında bütün şövalyeleriyle birlikte
dinlenmeye çekildiğini söylediler - ne zaman ki ülke tekrar tehdit
altına girecekti, o zaman geri döneceklerdi.
EFSANENİN
GELİŞİMİ >>
|