Orion’un 13 Milemyumluk Tarihi Kayıtları
Mathquake, 03.04.2008, 23:39.
1. Giza Piramitleri’nin Dizilimindeki
Orion Kuşağı (Kahire/Mısır, M.Ö. 10500 civarı)
Ejiptologlar ve arkeologlar, yıllardan beri piramitlerin
yalnızca ve yalnızca firavun mezarı olduğunu iddia ediyorlar. Oysa, M.Ö. 2500
dolayında, henüz tekerleği bile bulmadığı varsayılan bir ülkenin, bütün
kaynaklarını kullanarak bu devasa yapıları yalnızca firavunlarına gösterişli
mezar olsun diye yaptıklarına inanmak zor. Hele Giza'daki 3 büyük piramitten
söz edince, işler iyice "garip" hale geliyor.
1994 yılında Robert
Bauval adlı Belçika asıllı, çocukluğu
Mısır'da geçmiş bir mühendisin "Orion Gizemi
(Orion
Mystery)" adlı sansasyonel kitabı
yayımlanana dek, dünyanın bu en gizemli 3 anıtının niteliğine ilişkin ciddiye
almaya değer bir teori atılmamıştı ortaya. Erich Von
Daniken'in spekülatif ve fazla hayalci "uzaylı
atalar" iddiası, ancak beylik UFO
masallarına malzeme oluşturabilecek dayanaklara sahipti. Ejiptoloji ve Ortodoks
arkeolojinin "piramitler
firavun mezarıdır" varsayımları, Mısır'da sonraki
dönemde inşa edilen (ve asla Giza'daki 3 piramitin kalitesine erişemeyen)
yapılarda "mezar" düşüncesini destekleyecek bulgulara ulaşıldığından
ötürü epey sağlam görünüyordu. Aslında ne Khufu'nun, ne Khafre'nin ne de Menkaure'nin piramitlerinde mezar, mumya ya da cesete
rastlanmıştı ama bu, yaygın inancı değiştirmiyordu.
1979 yılında Kahire'ye yaptığı bir gezi
sırasında Bauval, 3 büyük Giza piramitinin hizalanışında bir gariplik farketti. İlk 2
piramit köşegenlerinden birbirinin tam hizasına yerleştirildiği halde (ki
gerçekte, Petrie’ye göre, bu 2 piramitin köşegenleri arasında yaklaşık 1.61 derecelik
fark vardır), daha küçük olan Menkaure'nin piramiti, hafifçe sola kaymış gibiydi. Bu
muhteşem yapıları yaratabilecek ve ölçülerde asla şaşmayacak bir mimariye sahip
olan Mısırlılar’ın, 3 piramiti aynı çizgi üzerine yerleştirmeyi başaramamış
olduğunu düşünmek hiç akla yakın gelmiyordu doğrusu. Bauval, Mısır
kültürüne, özellikle de dinine meraklı biriydi. Bütün antik uygarlıklarda
olduğu gibi Eski Mısır'da da tapınakların belli yıldızlara göre hizalandığını,
oryantasyonlarının "gündönümü" ya da "ekinoks"lara yöneltilmiş olduğunu iyi bilirdi. Mısır'da en
belirgin ve baskın kült, Osiris
kültüydü ve bu tanrı, Orion
takımyıldızıyla simgelenirdi. Bauval bir gün gökyüzünü izlerken, Orion'un merkezindeki
en önemli 3 yıldızın, Alnitak, Alnilam ve Mintaka'nın, aynı Giza piramitlerinde
olduğu gibi bir hiza sapmasına sahip olduğunu farketti: İlk 2 büyük yıldız,
Alnitak ve Alnilam doğru hizadaydı ama 3. ve en küçük yıldız olan Mintaka,
hafifçe sola kaymıştı diğerlerine göre.





Resim 1. Bauval ve
Gilbert’a göre piramitler ve Orion kuşağındaki yıldızlar.
Daha sonra Bauval bu kopyanın nasıl çıkarılmış olduğunu araştırdı ve
eline şu bulgu geçti:
Bauval ve Gilbert’ın
Bulgusu (Kopyanın Keşfi): Orion
kuşağındaki 3 yıldızın kopyası 1. ve 3. Giza Piramitleri'nin merkezlerinden
geçen doğrunun Doğu-Batı ekseniyle yaptığı 52.2 derecelik açı altında Zawyet el-Aryan-Abu
Rawash hattı (ki bu hat üzerinde 3. piramit de vardır) bakılarak çıkarılmıştır
(Nasıl olduğunu görmek için başlıktaki linke tıklayınız).
Fakat bilindiği üzere, Zecharia Sitchin'e
göre, Mısır'daki ilk piramitler Giza Piramitleri idi ve ortada, şimdi yıkılmış
durumda olan, ne Zawyet el-Aryan'daki piramit vardı, ne de Abu Rawash'daki
piramit. Belki sonraki Mısırlılar Giza Piramitleri'ni inşa edenleri anmak,
dolayısıyla "Master
Plan" olarak adlandırılan tasarımı
sonrakilere bildirmek için bu yola başvurmuş olabilirler. Çünkü Orion’daki
yıldızların dizilimine göre Zawyet
el-Aryan'daki piramit Bellatrix’e ve Abu Rawash'daki piramit de Saiph’e
karşılık gelmektedir.
İkinci olarak, 1. ve 3. Giza Piramitleri'nin
merkezlerinden geçen doğrunun Doğu-Batı ekseniyle yaptığı açının ölçüsü
ArcTan[9/7]=52.12501635 derecedir, 52.2 derece değil.
Oysa Robert
Bauval, Adrian Gilbert ve Graham Hancock’tan
oluşan araştırma ekibi bir yandan derinlemesine çözüm isteyen bu bulguyla
uğraşırken diğer yandan gözden kaçan şu çalışmayı da yapsaydı, ki bu bulguya
katılmakla birlikte bazı hataların olduğunu düşünüyorum, bu müthiş ve sarsıcı
bulgunun bilimsel olarak kabul görmesi işten bile değildi:
1. Giza Piramitleri’nin Merkezleri
Arasındaki Ardışık Uzaklıklar ve Uzaklıklar Oranı: Petrie'ye göre, ki bu piramitlerde hiçbir geometrik
bağlantı göremediğini söyleyen ünlü İngiliz Ejiptolog’u,
|G1G2|=Karekök[13931.6^2+13165.8^2]=19168.40546
İnç=486.8774986 M~486.88 M
|G2G3|=Karekök[15170.4^2+9450.2^2]=17873.08916
İnç=453.9764647 M~453.98 M
ve Jim Alison'a göre (Petrie’nin verilerini kübite uyarlamaya çalışarak Giza
Platosu’nun Kompozisyonu’nu çıkarmaya çalışan kimse. Ki bu yönü nedeniyle
takdir ettiğim ender araştırmacılardan biridir, Jim Alison),
|G1G2|=Karekök[638.5^2+675.5^2]=929.5065895
Kübit=486.8844040 M~486.88 M
|G2G3|=Karekök[458.25^2+735.75^2]=866.7878200
Kübit=454.0317152 M~454.03 M
Not: Burada Petrie’nin verileri “JIM
ALISON: Giza Platosu’nun Site Planı ve
Büyük Piramit İçin Önerilmiş Tasarım Spesikasyonları (PROPOSED DESIGN SPECIFICATIONS
FOR THE GREAT PYRAMID AND FOR THE SITEPLAN OF THE GIZA PLATEAU)” sayfasında
da geçen verilerden ve Jim Alison’ın verileri ise 13. resimden çıkarılarak elde
edilmiştir.
Şimdi bu bulgulara göre merkezlerarası
uzaklıkları birbirine k=|G1G2|/|G2G3| için oranlarsak,
[1] k1=|G1G2|/|G2G3|=(486.88
M)/(453.98 M)=1.072(470153)
[2] k2=|G1G2|/|G2G3|=(486.88
M)/(454.03 M)=1.072(352047)
sabitlerini buluruz.
2. Orion Kuşağındaki Alnitak, Alnilam
ve Mintaka Arasındaki Ardışık Uzaklıklar Oranı: Giza Piramitleri'nin 1-1 eşleştiği Orion kuşağındaki Alnitak, Alnilam ve
Mintaka arasındaki şimdiki uzaklıklar, ki Alnitak’ı Y1 yıldızı, ortadaki
Alnilam’ı Y2 yıldızı ve en üstteki Mintaka’yı da Y3 yıldızı olarak
numaralarsak, visual (çıplak) gözlemle veya
çekilen bir resimde AutoCad kullanılarak ölçüldüğünde 1’e çok yakın olan, ki
Resim 7’de bu oranın 1 olmadığı açıkça görülmektedir,
[3]
k3=|Y1Y2|/|Y2Y3|=0.98
yaklaşık değeri elde edilir.
Şimdi k1 ve k2'den elde edilen sabiti
k1=1.072 olarak ve k3'ü de k2=0.98 olarak alırsak, demek ki Orion kuşağındaki
yıldızlararasındaki ardışık uzaklıklar oranı değişimi k1-k2=0.092=%9.2 imiş ve
bu sonuç da Orion'un 10.000, 20.000, 30.000,... yıl gibi büyük zaman
dilimlerindeki bozulmaları gözönüne alındığı takdirde son derece doğaldır.
Son olarak, ardışık uzaklıkları bir kenara
bırakırsak, Antik Çağ’da birçok insanı peşinde koşturan, ki hepsi sadece hava
aldı, Giza Piramitleri’nin dizilimi için şu akıl almaz bulguyla karşılaşırız:
Büyük Mimarları’n Master Planı’ndan: Giza Piramitleri'nin inşaasında kullanılan veya
inşa edildiği tarih, Orion kuşağındaki bu piramitlerle eşleşen Alnitak, Alnilam
ve Mintaka yıldızlarından oluşan üçgen ile Giza Piramitleri'nin merkezlerinden
oluşan üçgenin, diğer bir deyişle G1G2G3 ile Y1Y2Y3 üçgenlerinin benzer (ya da
muhtemelen benzerimsi) olduğu andır. Fakat bu benzerlikteki ilk dikkat çekici
noktanın ardışık 2 kenarın uzunlukları oranının k=|G1G2|/|G2G3|=1.072 (ya da
çok yaklaşık) olduğunu unutmayalım!
Sözkonusu bu şekildeki bir eşleşmelerden biri
2. Giza Piramiti'nin önündeki Büyük Sfenks ve, varsa, diğer verilerle
astronomiksel olacak şekilde tam olarak doğrulanacak, ki Arkeoastronomi
dedikleri olay aslında budur, ve buradan elde edilen biricik eşleşme tarihi,
size Giza Piramitleri'nin yapıldığı yılı ya da inşasında kullanılan çok özel
bir tarihi verecektir. Tıpkı Aslanlı
Horoskop'taki gibi.
İşte Bauval ve ekibi bu noktaya dikkat etmeden doğrudan Giza
Piramitleri'nin kopyasının nasıl çıkarıldığıyla uğraşmıştı. Fakat matematiksel olmaktan
ziyade görüntüden de olsa, benzerlikten hareketle ele geçen bu bulgu, astronomi
destekli yapılan gözlemlerle Giza piramitlerinin Orion Kuşağı olarak bilinen 3
yıldızın yeryüzündeki kopyası olarak inşa edildiğini ortaya koymaya yetiyor ve
artıyordu bile. Ve Mısır yıldız dinini bilenler için hiç de şaşırtıcı değildi
bu. Hatta bu bulgu Bauval'ın sansasyonel kitabında yayımlandığı bile şimdiki
Mısırlılar'ı şaşırtmamıştı, yani onlar bu bulguyla ilgilenmemişlerdi bile!
Mısırlılar, yeryüzünü ve yaşadıkları toprakları, gökyüzünün, yani ölümsüzlüğe
eriştiklerinde ulaşacakları yerin bir kopyası olarak düşünürlerdi ve piramit
metinlerinden dini yazıtlara dek her yerde bu vurgulanırdı. Nil, Samanyolu'na
denk geliyordu Mısır yıldız kültünde. Samanyolu'nun çevresindeki özel bir
gökyüzü alanı, Eski Mısırlılar’ın "Duat" diye adlandırdıkları "tanrıların mekanı"ydı; bunun yeryüzündeki kopyası da Nil'in batısına denk getirilmişti! Bauval'ın bulgusunda
şaşırtıcı olan şey çok daha başkaydı. Bu 3 piramit M.Ö. 2600 dolaylarında
yapılmıştı ama, Orion takımyıldızının o tarihteki gökyüzü konumu, Giza'daki
piramitlerin konumundan 45 derecelik bir sapma gösteriyordu.
Bauval,
bir bilgisayar programı (SkyGlobe 3.2) yardımıyla, Orion ile piramitlerin bire
bir aynı doğrultuya yerleştiği tarihi aradı ve karşısına M.Ö. 10.450 tarihi
çıktı! İşin ilginç yanı, bu tarih Orion takımyıldızının presesyon (terimler
için lütfen sözlüğe bakınız) döngüsünün en alt noktasına rastlıyordu.
Eski Mısır kültünde, "ilk
başlangıç" olarak anılan bir dönem olduğunu
biliyordu Bauval. "Zep
Tepi" olarak adlandırılan bu dönem,
Mısırlıların ülkelerinin tarihini anlatırken, "Mısır'ı tanrıların yönettiği mutlu
dönem" diye söz ettikleri bir dilime de
denk geliyordu. Binlerce yıl önceyi anlatıyordu bu sözcük. Acaba Mısırlılar
piramitleri inşa ederken, çok eski bir dönemi anmak üzere, Orion'un M.Ö.
10.450'deki yerleşimini mi seçmişlerdi Master Plan olarak? Bundan 4500 yıl
önce, presesyon hesapları bile yapacak biçimde astronomi bilgisine nasıl sahip
olmuşlardı? Yoksa bundan 13000 yıl önce varolan bir uygarlığın geride bıraktığı
izleri mi görüyorduk Mısır'da? Bauval, 1994'te yayımlanan "Orion Gizemi" adlı kitabında bu soruları sordu ve büyük sansasyon
yarattı. Yanıtlarsa, hala araştırılmayı bekliyor!
Kaynak:
1. Bu konuda "Piramitler M.Ö. 2500'de
İnşa Edilmedi (Pyramids
NOT built in 2,500 B.C.)” sayfasına
bakıp gerekli bilgileri alabilirsiniz. Bu sayfanın girişinde bir de Graham Hancock’ın
anlatımıyla sunulan video var. Bu videoda Hancock’ın yaşıyla ters orantılı olarak mükemmel bir
performasla sunduğu, sanki yeniden doğmuş gibi, Büyük Piramit’teki Kral
Odası’nın yukarısındaki odacıklara çıkıp “Khufu”
yazısının bir sahtekarlık ürünü olduğunu ve hemen akabinde aşağıya (Kral
Odası’na) inip buradaki matematiksel mucizeleri anlatması gerçekten de
görülmeye değer!
2. 10,000 B.C. / M.Ö
10,000 Filmi: Film; D’leh ismindeki genç
bir avcının aşık olduğu Evolet isimli şahısın bir savaşçı grup tarafından
kaçırılıp, D’leh’in onu kurtarmak için onun peşinden gitmesini konu alıyor. Adından da
anlaşılacağı üzere film Milattan Önce 10,000 senesinde geçiyor. Sene bu kadar
eski olunca ortalıkta mamutların, sivri dişli kaplanların cirit atması çok
normal.
2. Senenmut’un
Zodyak’ındaki Orion Kuşağı (Senenmut’un Mezarı/ Mısır, M.Ö. 1500 civarı)
Dr. Karl H. Leser’a göre, aşağıdaki astronomik tavan
betimlemesi, (Oda A, TT353) bilinen en eski astronomik kayıt olup, ki M.Ö. 1300
tarihli Sethi
I’in mezarında da böyle bir betimleme var, doğal olarak özel bir mezara
has, eşsiz bir parça olarak çıkmaktadır karşımıza (Dorman, 1991). Astronomiksel
tavanın ölçüleri yaklaşık olarak 3 M x 3.6 M boyutlarındadır.

Resim 2. Yeni Dönem
firavunlarından Senenmut’un
mezarındaki zodyak.
A odasının tavanı kuzey ve güney gökyüzleri olmak üzere 2
bölüme ayrılmıştır.
Kuzey tavanı –Resim 2’deki alt bölüm- merkezdeki Büyük Ayı
ile birlikte kuzey gökyüzünün takımyıldızlarını gösterir. Diğer takımyıldızları
tanımlanamadı.
Güney tavanı – Resim 2’deki üst bölüm- Orion ve Sothis (Sopdet)
gibi güney gökyüzüne hakim olan dekanal yıldızların bir listesiyle
donatılmıştır. Daha uzakta, Jupiter, Satürn, Merkür ve Venüs gezegenleri
gösterilmektedir ve gökyüzü üzerinde küçük botlarla yolculuk eden kimseler,
tanrılar, betimlenmiştir. Bu betimlemelerin birinde Yeni Dönem firavunlarından Senenmut
(Senmut) Orion yıldız kuşağının altında görülüyor.


Resim 3: Yeni Dönem firavunlarından Senenmut
(Senmut) Orion yıldız kuşağının altındayken görülüyor!
Soldaki mezardan alınan ve sağdaki çeviriyazıyla karşılığı
verilen bu resimlerde Senenmut küçük bir botun içinde
Orion kuşağı altında görülürken, o sırada Orion dikey yükselişle güneydoğudan
daha yeni doğmaktadır. Buna göre en alttaki yıldız Alnitak, ortadaki yıldız
Alnilam ve en üstteki yıldız ise Mintaka’yı gösterir.
Demek ki firavun Senenmut, Osiris ile birlikte
ölüm ötesi yolculuğuna daha yeni başlamış! Çünkü Osiris Orion ile
simgelenen bir tanrıdır. Daha sonra, firavun Senenmut birçok aşamadan
geçtikten sonra, “Gökyüzüne Merdiven”de
anlatılanlara göre, yolculuğu şuna benzer bir şekilde sonlanmaktadır: ...Döne
döne aşağıya inen firavun bir kapıdan geçer ve kendisini en son düzeyde bulur.
Burada Göksel Disk amblemini taşıyan bir odacığa girer ve “Göğün habercisi” olan tanrı ve “Gökmerdiven üstündeki gökyüzünü dinlendiren” Şu’nun tüylü amblemini
taşıyan bir tanrıça tarafından selamlanır. Ölüler
Kitabı’ndaki formüle göre, firavun şöyle der:
“Selam olsun,
Şu’nun iki çocuğuna!
Selam olsun,
Ufuk Yeri’nin
çocuklarına...
Yüksebilir miyim?
Osiris gibi ileriye
yolculuk edebilir miyim?”
Kaynak: Zecharia
Sitchin, Gökyüzüne
Merdiven, Bölüm 4: Gökyüzüne Merdiven, Sayfa. 80-81.
Burada
bizim için son derece önemli olan astronomik bulgu şu şekilde ortaya
çıkmaktadır: En alttaki Alnitak’ı Y1 yıldızı, ortadaki Alnilam’ı Y2 yıldızı ve
en üstteki Mintaka’yı Y3 yıldızı olarak numaralarsak, orijinal resimdeki
alttaki 2 yıldızın merkezlerinin gösterilmeleri nedeniyle, ilkin, Y1 merkezli
|Y1Y2| yarıçaplı bir çember ve ikinci olarak, Y2 merkezli ilkine bir eş çember
çizersek,

Resim
4. AutoCad ile Orion Kuşağı’ndaki Y1 ve Y2 merkezli, |Y1Y2| yarıçaplı çizilmiş
eş çemberler.
[4] |Y2Y3|<|Y1Y2|
eşitsizliğinin
gerçeklendiği görülür. Burada Y1, Y2 ve Y3 yıldızlarının merkezleri arasındaki
uzaklıklara ilişkin hesaba girmedik; çünkü elle yapılan bir çizimde bunu
gerekli görmedim. Fakat muhtemelen M.Ö. 1500 civarındaki (ya da daha önceki
bir) zamana ait bu çizimdeki yıldızlar arası uzaklıklar [4] eşitsizliğiyle açık
bir şekilde gösterilmiştir.
Kaynak:
3. Galileo’nun Orion Kuşağı ve Kılıcı’ndaki Yıldızlara Ait
Çizimi (Venedik, Sidereus Nuncius, 7
Şubat 1610)
1609’da kendi teleskopunu icat eden Galileo, 1610’da
teleskopunu Orion Takımyıldızı’na çevirdi ve ilk gözlemini yapmaya başladı. Ptolemy’nin
Yıldız Katalogu’ndaki, ki bunlar çıpla gözle de görülebilen, listelenmiş 9
yıldızına 80 yeni yıldız ekledi. Bu yıldızlardan 21’i Orion Kılıcı’nda olmak
üzere Orion kayışının altındaki yıldızlar idi. Fakat Orion Kılıcı’ndaki
günümüzde M42 olarak bilinen bulutsuyu (nebula) nasıl olduysa farkedemedi. Aynı
yıl, bir amatör astronom olan Fransız hakim Nicolas Claude Fabri de Peiresc,
Galileo’dan
aldığı bir teleskopla bulutsuyu keşfetti. Oysa bir yıldız fabrikası olan bu
bulutsuda yaklaşık 70,000 tane yıldız daha vardı. Ne ilginç değil mi?
Neyse, Galileo’nun
bu çizimindeki Orion kuşağında yer alan 3 yıldızı yine aynı şekilde
numaralar ve çizim yaparsak, bu sefer,

Resim 5. AutoCad ile Galileo’nun Orion Kuşağı’na ait
çizimindeki Y1 ve Y2 merkezli, |Y1Y2| yarıçaplı çizilmiş eş çemberler.
[5] |Y2Y3|>|Y1Y2|
eşitsizliğinin
gerçeklendiğini görürüz. Yani [4] eşitsizliği tersine dönmüş olur ki, aradan
geçen 3110 yıl sonrasında Orion’un bu şekilde bozulması son derece normal bir
olaydır.
Burada
dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var: Genel olarak, bu çizimde ve diğer
çizimlerinde, ki kolay değil, sonuçta bunlar elle kağıt üzerine yapılan
çizimler, Galileo’nun yıldızları çizerken yıldızlararası uzaklıklara dikkat
ettiği ama açılara pek dikkat etmediği anlaşılmaktadır. Örneğin, Galileo’nun Pleiades
takımyıldızındaki yıldızlara ait çizimine bakıldığında 6 no’lu yıldızın
çiziminin yanlış yerde yapılmış olduğu görülür. Ama Galileo yıldızlararası uzaklıklara sadık kaldığından yukarıdaki
çiziminde güvenimizi kazandı.
Unutmadan
hemen eklemeyelim ki; bu çizimin bulunduğu sayfada Galileo’nun Jupiter ve aylarına (uydularına) ilişkin çizimleri ve
hemen arkasından gelen Dünya’nın döndüğüne ilişkin keşfini açıklamasıyla bir de
mahkemesi var. İyi mi?
Jüpiter'in
Uydularını Nasıl Keşfetti?
Galilei
7 Ocak 1610 akşamı, kendi yaptığı teleskopuyla Jüpiter'i incelerken, gezegenin
yakınında 3 küçük ve parlak yıldız gördü. Böyle birşey beklemediği için bir
hayli şaşırmıştı. Onların, diğerleri gibi birer yıldız olduğunu düşündü. Ertesi
akşam yine Jüpiter'i gözlemledi. 3 küçük yıldız bu kez Jüpiter'in batısına
geçmiş ve gezegene daha fazla yaklaşmıştı. O zaman bunların yıldız değil,
Jüpiter'in etrafında dönen gezegenler olduğunu anladı. Sonra bu gezegenlerin
bir dördüncüsünü daha keşfetti. Böylece Jüpiter'in ilk 4 uydusu keşfedilmiş
oldu. Dönemin öndegelen astronomlarından Simon Marius, Kasım 1609'da, yani Galilei'den en az 5 hafta önce 4 uyduyu keşfettiğini öne sürdü.
Ama daha önce hiçbir açıklama yapmadığı için bunu kanıtlayamadı. Bilim dünyası,
Jüpiter'in 4 uydusunu Galilei'nin keşfettiğini kabul eder. Ancak bu uydulara isimlerini
1614 yılında Simon Marius verdi. Uydulara mitolojiden alınan, Io, Europa,Ganymede ve
Callisto adları verildi.
Galilei'nin Ünlü
Mahkemesi
Galilei'nin
yaşadığı çağda, Güneş sistemi konusunda hararetli tartışmalar yapılıyordu.
Aslında bu alandaki çalışmalar yeni değildi. M.S. 150 yılında Mısır'ın
İskenderiye kentinde yaşayan Batlamyus, kendinden önce gelen düşünürlerin çalışmalarını gözden
geçirerek, dünyanın uzaydaki konumuyla ilgili bir çalışma hazırladı. Batlamyus'a
göre Dünya evrenin merkezinde yeralıyordu. Güneş ve diğer yıldızlar Dünya'nın
etrafında dönüyordu. Dünya'yı evrenin merkezine koyan bu anlayış Kilise
tarafından benimsendi ve yaklaşık 1400 yıl boyunca resmi görüş olarak varlığını
korudu. Ancak Polonyalı Nikolas Kopernik 1530 yılında tamamladığı, "De Revolutionibus" adlı çalışmasıyla yeni bir
yaklaşım getirdi. Kopernik'e göre Dünya günde bir kez kendi ekseni etrafında, yılda
bir kez de Güneşin çevresinde dönüyordu. Kilise'nin bütün öğretilerini altüst
eden bu yaklaşımı Galilei de destekledi. Yaptığı gözlemlerle Jüpiter'in aylarının,
bu gezegenin çevresinde döndüğünü tespit etti. Bu konuları tartıştığı, "Öndegelen İki Dünya Sistemi Üzerine Diyaloglar"
adlı kitabının 1632'de yayımlanması büyük yankı yaptı. Bu kitap, Güneş
sistemiyle ilgili karşıt görüşleri savunanların ağzından yazılmış bir
tartışmaydı. Bu bir anlamda bardağı taşıran son damla olmuştu. Katolik
Kilisesinin yetkilileri derhal Galilei'yi Vatikan'a çağırdılar. Ünlü bilim adamı, din adamlarının
oluşturduğu bir mahkeme tarafından yargılandı. Suçlu bulundu. Dünyanın güneşin
etrafında döndüğü yolundaki görüşlerini resmen yalanlamaya zorlandı. Yaklaşık
bir yıl süreyle sürgüne yollandıktan sonra evine dönmesine izin verildi. Ancak
zaman Galilei'yi
haklı çıkardı. Günümüzde, Kilise de dahil olmak üzere herkes, Dünya'nın ve
diğer gezegenlerin Güneş'in etrafında döndüğünü kabul ediyor.
Kaynak:
1. Web Kaynağı:
2. Google Kitaplığı:
... Stars in
Orion's belt, from Galileo's Sidereus ... with the aid of a
telescope: Galileo found some 80 stars where the naked eye sees perhaps
a dozen. ...
5.
Seeing
Stars, Charles Hobson-2001, 48 Sayfa, Sayfa. 29.
When Galileo first looked through the telescope at the night
sky, he made notes
of all the new stars he could see by making a drawing of Orion's belt. ...
6.
Galileo:
A Life, James
Reston-2000, 332 sayfa , Sayfa. 96-97.
The Belt and Sword of Orion. On January 7,
1610, a day that sparkles in the history of astronomy, he took his seat as
usual in ...
4. Orion
Kuşağı’ndan Alınan Fotoğraf (Palomar
Gözlemevi, 25.02.2008, 16:52)
Günümüzde ise Orion kuşağına ait bir fotoğraf üzerinde aynı çalışma
yapıldığında (ki ben bu fotoğraflardan çıplak (visual) gözleme en yakın ve
güncel olanını seçtim. Bu fotoğraf W. Scott Kardel (Palomar Gözlemevi Koordinatörü Halkla
İlişkiler Danışmanı, Amerika, Email: wsk@astro.caltech.edu, Mail: P.O.
Box 200, Palomar Mountain, CA 92060-0200, Phone (760) 742-2111) tarafından
siteye yeni konmuş. Acaba bu yerin Terminatör 3 filmindeki Cyristal Peak ile
bir ilgisi var mı, bilemiyorum, ama merak da etmiyor değilim. Son tahlilde, bir
nükleer savaş sonrasında elimizde bu kayıtlar da kalmayabilir de, ondan),
aşağıda genel
görünüşü verilen fotoğrafta,

Resim 6.
AutoCad ile Orion kuşağından alınan fotoğrafta Y1 ve Y2 merkezli, |Y1Y2|
yarıçaplı çizilmiş eş çemberlerin genel görünümü.
Orion kuşağına zoomlanıldığında,

Resim 7.
AutoCad ile Orion kuşağından alınan fotoğrafta Y1 ve Y2 merkezli, |Y1Y2|
yarıçaplı çizilmiş eş çemberlerin detaylı görünümü.
AutoCad çizimleri kendisini
derhal gösterir ve bir önceki çizimde olduğu gibi bu çizimde de Y1, Y2 merkezli
ve |Y1Y2| yarıçaplı çemberlerinin çizimine göre Y3 (Mintaka) yıldızı için
seçilen kırmızı merkez noktanın dışarıda kaldığı görülüyor. Yani Galileo’dan bu
yana aradan geçen 398 yıla rağmen [5] eşitsizliği değişmemiş. Dolayısıyla
buradan da Orion’da çok büyük bir değişiklik olmadığı sonucu çıkar.
Şimdi
yukarıdaki bulgularımızı toplamaya çalışırsak ortaya şöyle bir sonuç çıkar:
Sonuç: Yukarıdaki 4 bulguyla birlikte
son olarak Orion Kuşağı’ndaki yıldızlara AutoCad ile bir göz atarsak, kuşaktaki
yıldızların son durumdaki geometrisinin hemen hemen aşağıdaki gibi olduğu
görülür:

Resim 8. AutoCad ile
Orion kuşağındaki yıldızların geometrisine ilişkin çizim.
Bu
resimde,ki orijinalinde bulanık yıldız görüntülerine rağmen bir iyileştirme
çalışmasıyla kuşaktaki yıldızların asıllarına ulaşabildim, AutoCad ile
çalışırken Y1 (Alnitak), Y2 (Alnilam) ve Y3 (Mintaka) yıldızlarının beyazımsı
görüntüleri içinde merkez noktaların yerlerini değiştirmekle resimdeki
verilerin kesirlerinde çok küçük değişimlerin olduğunu gördüm ama bu geometrik
yapıyı temelden değiştirebilecek herhangi bir kayda rastlamadım. Bu bir.
İkinci
bulgu ise, AutoCad’teyken fare işaretçisini Y1 noktasında bıraktığımda, resimde
gördüğünüz gibi, merkez ve çevre açılar arasındaki ilişkiyi andıran bir
görüntüyle karşılaştım. Demek ki yıldızlararası ardışık uzaklıklar
|Y1Y2|=|Y2Y3| olsaydı, Y2 noktası çemberin merkezi olmak üzere Y1Y2P (P noktası
[Y3Y2]’nin bu çemberi kestiği nokta) merkez açısının ölçüsü 9 derece ve Y1Y3P
çevre açının ölçüsü 9:2=4.5 derece olacaktı ve bu yaklaşım, 0.5 derecelik
farkla gayet iyi bir yaklaşım sergilemektedir. Gerçekten de AutoCad’in tam
sayılarla gösterdiği bu görüntünün detayına inildiğinde Y1 ile Y3 açılarının
ölçülerinin birbirine yakın olması, bu yaklaşımın ne kadar etkin olduğunu
göstermektedir bize.
Diğer
yandan da, Giza Piramitleri’ne AutoCad ile bir göz atarsak, Giza
Piramitleri’nin geometrisinin de hemen hemen aşağıdaki gibi olduğu görülür:

Resim 9. AutoCad ile
Giza Piramitleri’nin geometrisine ilişkin çizim.
Burada
piramitlerin merkezleri tepe noktalarının dik izdüşümleri çok yakındırlar ve bu
nedenle resimde piramitlerin merkezleri için tepe noktaları alındı. Peki buna
göre bir hata sözkonusu mu? Evet, ama İzdüşüm Projeksiyonu’na göre matematiksel
olarak bu hatalar çok küçüktür ve resmin her yerine aynı şekilde yansır. Dolayısıyla
buradan elde edilen veriler yukarıdaki Petrie ve Jim Alison’ın verilerinden daha sağlıklıdır denilebilir. Örneğin,
piramitlerin ardışık uzaklıklar oranı k=|G1G2|/|G2G3|=0.2674/0.2511=1.064914377’dir
ve gerçeğine çok daha yakın olmalıdır. Çünkü eğer uyduyla çekilen bu resimde
herhangi bir yamultmaca yoksa, ki öyle olduğu açık, AutoCad’te
maksimum zoomlamayla seçilen merkez noktaları İzdüşüm Projeksiyonu garantisi
altında belirlenmiş olup, bize çok daha gerçekçi sonuçlar verir.
Şimdi
hatalardan yararlanarak gerçeklere ulaşmaya çalıştığımız bu yönteme göre, Y2
merkez nokta olmak üzere Büyük Piramit’in doğusundaki 2. Uydu piramitin merkezi
ile Y2 merkezi birleştirilip bir çember çizilirse, dıştaki beyaz renkli çember
Menkaure Piramiti’nin güneyindeki 3. Uydu piramitin merkezinden geçer. Şu anda
bu uydu piramit için bunu tam olarak göremiyoruz. Ama Büyük Piramit’in
doğusundaki 3. Uydu piramitin merkezi ile Y2 merkezi birleştirilip bir çember
çizildiğinde, içte kalan beyaz renkli çemberin Menkaure Piramiti’nin
güneyindeki 2. Uydu piramitin merkezinden geçmesi tesadüften öte bir şey olması
gerekir, değil mi?
Son olarak, Resim 8 ve 9’daki verilere göre,
Y1Y2Y3 ve G1G2G3 üçgenlerinin M.Ö. 10500’lerde benzer olduğunu ama şimdi bu
benzerliğin kalmadığını görmekteyiz (Lütfen “Benzer Üçgenler nedir, 2 üçgen hangi şartlar
(teoremler) altında benzerdir” sorularına
yanıt için biraz oturup matematik çalışınız. Biliyorsanız, sorun yok!). Tabii
ki bunu söylerken de sağlam bir kanıtımız var.
Yine Bir 2007 Keşfi!
Piramit araştırmacısı Wayne Herschel’ın
(2007) “Saklı
Kayıtlar (The Hidden Records)” adlı sitesinde
bildiğine göre, Menkaure Piramiti’nin doğusunda ve Büyük Sfenks’in güneyinde
kalan yıkık bir harabe şimdi tamamen yıkılmış bir piramitin kalıntılarıymış;
çünkü Fransız bilim adamı Vivant Denon’un
çizdiği bir resimde A kodlu bu harabe bir piramitin kalıntıları olarak
görülmektedir (Vivant Denon, Napoleon
Bonaparte’nin 1798’deki “Mısır Seferi”ne katılmış ve 1803’te “Voyage dans le Haute et
la Basse Egypte (Yukarı ve Aşağı Mısır’da Yolculuk)” adlı kitabını yayımlayarak Avrupa’da Eski Mısır
tarihine büyük ilgi oluşmasında öncü olmuştur).
Yine Wayne
Herschel’a göre, A harabesi Orion’daki Betelgeuse
yıldızına karşılık geliyormuş ve bir zamanlar Giza Piramitleri’nin çevresinde
bulunan ve Orion’daki diğer yıldızlara karşılık gelen B, C ve D kodlu
piramitler de varmış!
Şu halde bu araştırmadan çıkan sonuçları
topluca değerlendirirsek; yukarıdaki bulgulara göre Giza Piramitleri’nin oturum
planının Orion Kuşağı’ndaki 3 yıldızın bir kopyası (benzeri) olduğu ve Antik
Çağ’da bu bulmacayı çözmek için Giza Piramitleri’ni pek çok kişinin ziyaret
ettiği ama bulmacanın zorluğu nedeniyle yapılan çalışmaların kayıtlara
alınmadığı, ki gülünç olmamak için, yalnızca üzerinde teorik olarak düşünüldüğü
sonucu çıkmaktadır. Tabii ki matematiksel mucize arzeden bu piramitlerden işe
yarar geometrik çalışmalar kayıtlara alındı. Hem de kendi adlarına
kaydedilerek... Çalışmalarında birbirlerine sık sık selam gönderiyorlar ama bu
çalışmaları nereden aldıklarını söylemiyorlar!