|
Ekoloji Sözlüğü
A -
Aktif Çamur Süreci: Atık su arıtma tesislerinde
kullanılan, aerobik biyolojik arıtma süreci (Activated
Sludge Process).
APEC: Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü
Asbestos: Yalıtıcı özellikleri nedeniyle, özellikle 19
yüzyılda inşaat malzemesi, su boruları ve elektrikli
aletlerde yaygın olarak kullanılan, doğal olarak
ortaya çıkan lifli silikatlar. Asbestos doğada üç ayrı
biçimde bulunur. Beyaz (chrysotile), mavi
(crocidolite) ve kahverengi (amosite). Son yıllarda
asbestosun sağlığa zararlı olduğu ve akciğer
kanserine, mesothelioma adlı kansere ve asbestosis
denen akciğer rahatsızlığına yol açtığı anlaşılmıştır.
Aşırı Yoksulluk: Genellikle minimum gıda gereksinimi
karşılayamamak olarak tanımlanan yoksunluk durumu.
Atığın Yeniden İşlenmesi: Yeniden kullanmak amacıyla
atık maddelerin toplanması ve işleme tabii tutulması;
kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden
işlenmesi (Waste Recycling)
- B -
Bakterisit: İstenmeyen bakterileri öldürmek için
kullanılan kimyasal bileşik.
Benthal: Denizin tabanındaki toprağa ait yaşam
mekanıdır.
Biyoteknoloji: Mayalama veya atık yönetimi gibi
belirli bir amaç için mikro-organizmalar geliştirmeyi
veya bitki veya hayvan, ürün yapmak veya bunları
değiştirmek için canlı organizmaları veya bu
organizmaların parçalarını kullanan teknik.
Bölgeleme: Belli amaçlarla bölgelere ayırarak toprak
imarının denetlenmesi (Zoning)
BSEP: Karadeniz Çevre Programı
- C -
Cadı Halkası: Belirli ağaçların altında (ormanda) ve
çayırlarda meydana gelen halka (çember) şeklinde
sıralanan mantarlara veya bu şekildeki mantar
sıralanışına verilen isimdir. Bu oluşum şu şekilde
açıklanmaktadır: Elverişli toprak koşullarında bir
mantara ait miseller bir noktadan çevreye doğru
ışınsal (radyal) olarak ve eşit boyutlarda gelişir.
Çevrenin en dışındaki uç kısımlarında üreme
organlarını oluşturur ve buralardan yeni mantarlar
meydana gelir. Böylece bu mantarlar bir çember
üzerinde bulunur. (Hexenring/ fairy circle)
CASE: Güneş Enerjisini Geliştirme Merkezi
Ceviz: Juglans regia L. (Jugalndaceae). 25-30 m. kadar
yükselebilen ve kışın yapraklarını döken bir ağaçtır.
Anadolu'da yabani olarak bulunduğu gibi, park ve
bahçelerde yetiştirilir. Tohumları yenir. Ceviz içinin
iplere dizildikten sonra dut pekmezine batırılıp
kurutulması ile "Ceviz sucuğu", şeker ile kaplanması
sonucu ise "Orcik şekeri" elde edilmektedir. Ünlü
Ahlat bastonları, Van bölgesinde yetişen ceviz
ağaçlarından elde edilen keresteden yapılmaktadır.
Cıva (Hg): Çok zehirli, gümüş rengi sıvı formunda
bulunan bir ağır metal. Oda sıcaklığında sıvı halde
olan tek metaldir. Buharları çok zehirlidir. Hafıza
zayıflığına, baş ağrısında ve sinir hastalıklarına
neden olur. Doğada cıva insana zarar vermeyen
istikrarlı bileşikler içinde görülür. İnsanoğlu 3500
yıldan beri endüstriyel ve tarımsal amaçlarla cıvayı
kullanmaya çalışmaktadır. Cıva mantar öldürmede de
kullanılır. Cıva bileşikleri tarım ve kağıt
endüstrisinde, plastik, pil, boya sanayiinde
kullanılmaktadır. Kömür ve petrol gibi fosil
yakıtlarının kullanımı, madencilik, metalürji, çelik
ve çimento üretimi de cıvanın ortaya çıkmasına yol
açar.
Cojenerasyon: Enerji üretim sürecinde sadece elektrik
enerjisini değil, aynı zamanda üretim süreci sırasında
ortaya çıkan ısıyı da kullanmaya dayanan uygulama.
Geleneksel enerji santrallerinde benzin, türbinleri
çalıştırmak için buhar üretmek üzere suyu ısıtmakta
kullanılır. Türbinler elektrik üretmekte kullanılır.
Bu süreçte ortaya çıkan ısı çevreye bir atık olarak
bırakılır. Cojenerasyon uygulamasında ısı toplanır ve
sıcak su veya başka amaçlarla kullanılır.
Cojenerasyon, benzinin çok daha verimli ve ucuza
kullanılmasını sağlar, yerel binaları ısıtmak için
gerekli ısı miktarı düştüğünden, elektrik talebi de
düşer. Türkçe birlikte üretim, beraber üretim de
denmektedir.
- Ç -
Çernobil Olayı: İkinci Dünya Savaşında Hiroşima ve
Nagazaki'ye atom bombası atılmasından bu yana yaşanan
en kötü nükleer felaket. 25-26 Nisan 1986'da güvenlik
sistemleri denenirken bir dizi insan hatası soncunda
Priapat Nehri üzerinde bulunan Çernobil nükleer
santralinin 4 numaralı reaktörü istikrarsız bir hale
geldi ve kontrolden çıktı. 26 Nisan sabahı, saat
1:23'te güçlü bir buhar patlamasıyla reaktörün
içindeki su buharı 1.000 tonluk metal kapağı havaya
uçurmuş, kalın beton duvarı delmiş ve çok zehirli
radyoaktif bir buharın oluşmasına yol açan büyük bir
hidrojen patlamasına yol açmıştır. Radyoaktif
serpintiler Sovyetler Birliği'nin doğusu, doğu ve
güney, batı ve kuzey Avrupa'da ciddi bir kirlenmeye
yol açmıştır.
Çevresel Etki Değerlendirmesi: Yeni gelişme ve
projelerin çevreye olabilecek sürekli ya da geçici
potansiyel etkilerinin, sosyal sonuçları ve alternatif
çözümleri de içine alacak biçimde analizi ve
değerlendirilmesi. (Environmental impact assesment)
Çıplak Don: Donmuş topraklarda buz oluşumu nedeniyle
toprağın hacminin genişlemesi sonucunda fideciklerin
veya fidanların, normal toprak yüzeyinden yukarı
kaldırılmaları, don olayı geçtikten sonra, toprak
yerine oturunca, köklerin açıkta kalmasına neden olan
don olayı.
Çölletme: Doğal iklim değişimleri ya da insanın doğayı
tahribatı sonucunda kurak bölgelerin, çöl koşullarını
taşıyan ekosistemlere dönüşmesi olayıdır. (Vervüstung/
Desertification)
Çöplerin Değerlendirilmesi: Yeni ürünlerin elde
edilmesi amacıyla cam, çinko, plastik, kâğıt ve
benzeri özel çöplerin değerlendirilmesi ve organik
çöplerin kompost haline çevrilmesini ifade eden bir
terimdir. (Abfallverwertung/waste treatment, waste
recycling)
- D -
DAC: OECD Kalkınma Yardımı Komitesi
DDT: Dikloro difenol trikloroethan. Çok zehirli ve
inatçı bir böcek öldürücü. Kolayca vücut dokusundaki
yağlarda çözülür ve gıda zincirinde birikmeye başlar.
1939 yılında keşfedilen DDT, dünyada en yaygın biçimde
kullanılan böcek ilacıydı. Balıklar ve kuşlar için çok
öldürücü olduğu anlaşıldı. Kuşların yumurtalarının
kabuklarını zayıflattığı ve üremelerini sonuçsuz
bıraktığı için az kaldı bir çok türün, soyunun
tükenmesine yol açacaktı. 1970'li yıllarda ABD ve
Avrupa'da yasaklanmış, yavaş yavaş çevredeki DDT
değerleri düşmeye başlamıştır.
Demografi: İnsan topluluklarının istatistik
karakteriyle ilgilenen sosyoloji ve antropoloji
dalıdır. Özellikle toplam nüfus, yoğunluk, doğum ve
ölüm oranları, göçler, evlilikler vb olayları
inceleyen bilim dalıdır.
Demografik Geçiş: İnsan toplumlarında, yüksek
doğum-ölüm oranlarının belli aşamalardan geçerek,
düşük doğum-ölüm oranları haline gelmesi sürecidir.
Dışsallıklar: Başkalarının etkinliklerinin bir sonucu
olarak bir toplumsal grubun ödemek zorunda kaldığı
sosyal maliyet ya da elde ettiği sosyal fayda.
Direnç: Bir organizmanın abiyotik ve biyotik baskı
faktörlerine karşı (su noksanlığı, sıcaklık
ekstremleri, hava kirliliği, zararlılar) dayanma
yeteneği. (Resistenz/Resistance)
- E -
Ekosfer: Yeryüzünün canlıları içeren bölümü, biyosfer
ve karşılıklı etkileşimin söz konusu olduğu atmosfer,
hidrosfer ve litosfer.
Ekoturizm: Kişisel tatil ve çevreye verilen önemin
bileşimi. Doğa turizmi, çevre tatili de denmektedir.
Ekoturizm tabiri, soyu tehlikede olan türler veya
yağmur ormanı gibi bir çevresel özellik nedeniyle bir
yere giden bireylere ortak bir dizi faaliyeti anlatmak
için kullanılmaktadır. En geniş anlamıyla ekoturistler
doğal güzellikleri tanımak ve onların tadını çıkarmak
amacıyla bağımsız olarak veya bir acente ile seyahat
eden kişilerdir. Bir çok çevreci, doğa turları
konusunda uzmanlaşmış olan acenteler aracılığıyla
seyahat etmeyi tercih etmektedir.
Elektromanyetik Radyasyon: Elektrikli aletler ve
enerji nakil hatlarından yayılan radyasyon.
EMBO : Avrupa Moleküler Biyoloji Örgütü
EPA: ABD Çevre Koruma Kurumu (Environmental Protection
Agency)
- F -
Fabrika Çiftlikler: Hayvanları et, süt veya diğer
ürünleri için aşırı kalabalık esaret koşulları altında
yetiştirmek. Geleneksel et ve süt çiftliklerinde,
hayvanlar açık havada serbestçe dolaşabilir, doğal
veya yarı-doğal bir barınakta barındırılırdı. Son
yıllarda hayvanlar giderek daha dar mekanlara
hapsedilmeye başlandı. Günümüzün modern fabrika
çiftliklerinde hayvanlar, kaçma veya yaşam koşullarını
ve hatta pozisyonlarını değiştirme şansı olmadan bütün
yaşamlarını bütünüyle zincirlenmiş veya daracık bir
mekana hapsedilmiş olarak geçirmeye zorlanmaktadırlar.
FAO: Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü
Fauna: Yeryüzünde ekolojik olarak sınırlanabilir bir
yaşam mekanında bulunan bütün hayvanları ifade eden
bir terimdir. (orman faunası, çayır ve deniz faunası
gibi).
Fesleğen: Ocimum basilicum L. (Labiatae). 10-40 cm.
Yükseklikte, beyaz veya pembe çiçekli, özel ve
kuvvetli kokulu, otsu ve bir yıllık bir bitkidir.
Bahçelerde ve saksıda yetiştirilir. Baharat olarak
kullanılır. Dağ Reyhanı, fesliyen, ırıhan, peslan,
rahan, reyhan olarak da bilinir.
Fosfat: Doğal olarak bulunan fosfor içeren bileşikler.
Bitkilerin büyümesi için gerekli maddelerden biri olan
fosfatın fazlası, aşırı çevre kirlenmesine yol
açabilir. Göl, nehir ve benzeri su kaynaklarında aşırı
fosfor birikmesi, bitkilerin sudaki yaşamı kesintiye
uğratacak kadar çok büyümesine yol açabilir. Bu sürece
de ötrofikasyon denir. Nitrat gibi fosfat da gübrenin
temel maddelerinden biridir. Ama çevre kirliliğine yol
açan temel fosfat kaynaklarından biri deterjanlardır.
- G -
GEF: Küresel Çevre Fonu (Birleşmiş Milletler/Dünya
Bankası)
Genetik mühendislik: Bir organizmadan alınan genleri
izole etmek, bu genleri yönlendirmek ve başka bir
organizmaya katmak için kullanılan teknolojiler. Bilim
adamları, 1973 yılında DNA'yı kesip yapıştırmayı
öğrendiler. Ticari genetik mühendislik firmaları ise
1976 yılında kuruldu.
Gezici Orman Tarımı: Özellikle ülkemizde orman
arazileri üzerindeki doğal vejetasyon kaldırılarak,
tarla ve bahçe tarımı yapılır. Fakat çoğunlukla
yamaçlarda olan bu tarlalar 2-3 yıl sonra fakirleşip
verimsiz hale gelince terk edilir, yeni tarla elde
etme için yeni ormanlar ortadan kaldırılır. Onun için
buna "gezici orman tarımı" da denmektedir.
Gölet: Genellikle gölden küçük ve havuzdan büyük,
doğal ya da yapay olarak yapılmış su oluşumu (pond)
Gürültü şiddeti: Ses dalgalarının neden olduğu hava
basıncına göre değerlendirilen ve dB(A) birimine göre
belirtilen gürültü değerlendirmesidir. Örneğin sakin
bir konuşmanın şiddeti 50 dB(A), tren geçişinin
çıkarttığı gürültünün şiddeti ise 100 dB(A)dır.
(Lärmstärke/loudness)
- H -
Halojen: Kimyasal yapı açısından benzerlik gösteren ve
hepsi çok çabuk tepkimeye giren, kimi zaman bilinen en
zehirli kimyasallar olan klorine hidrokarbonlar ve
sentetik organik kimyasallar gibi yeni bileşenler
oluşturan ve beş elementten oluşan grup. Florin,
klorin, bromin, iyot ve astatin bu gruba dahildir. Bir
veya birden fazla hidrojen atomunun yerine halojen
atomun geçtiği bileşiklere halojenleşti denir.
Heptaklor: Çok zehirli bir böcek ilacı
Homeostasis: Bir canlı sistemde bulunan, kendi kendini
ayarlama ve bazı hallerde onarım gücü olan mekanizma
ve yetenektir. Bu sibernetik sistemlerdeki "geri
bildirim" (feedback) mekanizması olarak da
nitelenebilir.
Humus: Bitkilerin yetişmesi açısından büyük önem
taşıyan, topraktaki ayrışma sonucu oluşan koyu renkte
madde; lağım suyu arıtma işlemlerinde biyo-kimyasal
süreç sonunda ortamda kalam karmaşık organik madde
atığı (Humus).
HWRP: Hidroloji ve Su Kaynakları (Birleşmiş
Milletler/WMO)
- I -
IFAD: Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu
Ilıman Bölge Yağmur Ormanı: Mevsimlere dengeli bir
şekilde dağılış gösteren bol yağışların düştüğü ılıman
bölgelerin ormanlarıdır. Göreli olarak bitki türü
sayısı az, fakat aynı türden olan bitkiler veya
ağaçlar topluluğu geniş populasyonlar oluşturur. Bu
populasyonlar "yosun ormanları," "subtropikal orman,"
"defne ormanları" gibi isimler alır.
Irk: Bir tür grubu içinde, örneğin populasyonda,
genetik bakımdan fizyolojik ve morfolojik
karakteristikler itibariyle belirli farklar gösteren
bireylerin oluşturduğu gruplardır. Bu karakteristikler
doğal koşullara uyum sonucu da olabilir. Bu
karakteristikler altında kazanılmış dış görünüm, aynı
ekolojik koşullarda gelecek generasyonlarda da aynen
tekrarlanmaktadır.
Isırgan: Urticae (Urticaceae) türlerine verilen genel
ad. 5-150 cm yükseklikte, yakıcı, bir veya çok yıllık
otsu bitkilerdir. Genç dalları pazarlarda satılır ve
ıspanak gibi pişirilerek sebze olarak yenir. Tek
başına veya yumurta ile birlikte yağda kavrulduktan
sonra üzerine yoğurt dökülerek hazırlanan yemeğe
Borana (veya Borani) denir. Türkiye'de 5 Urtica türü
bulunmakta ve bunların genç dalları bir ayırım
yapılmadan sebze olarak kullanılmakta ve bunların genç
dalları bir ayırım yapmadan sebze olarak
kullanılmaktadır. Halk dilinde ağdalak, cımcar,
cıncar, cılagan, cızgan, cincar, çinçar
(Şavşat-Artvin), dadırkalak, dala diken, dalagan,
dalayan diken, dalgan, dalıgan, erinç, gezgez, geznik
(Doğu Anadolu), gıcıkdan otu, gidişgen, gidişken otu,
ısırgı, dancak otu, sırgan, sırgan otu, yığınç olarak
da bilinir.
Urtica dioica L. - Acı ısırgan. Bütük ısırgan otu.
30-150 cm. Yükseklikte ve çok yıllık bir türdür.
U.pilulifera L. - Kara ısırgan otu. 30-100 cm.
Yükseklikte ve bir yıllık bir türdür. Tohumları
aktarlarda ısırgan otu tohumu veya kara ısırgan otu
tohumu adı altında satılmakta ve tedavide
kullanılmaktadır.
U.urens L.- Küçük ısırgan otu. Tatlı ısırgan. 10-60 cm
yükseklikte ve bir yıllık bir türdür.
Izgın :Eruca cappadocica Reut. (Cruciferae) 10-50 cm
yükseklikte rozet yapraklı, sarımsı renkli çiçekli,
bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Tohumlarından yağ
çıkarılır.
- İ -
İleri arıtma: Biyolojik arıtma sonrası atık suyun
kalitesini arttırmak için uygulanan fiziko-kimyasal
süreçlerin tümü. (Advanced treatment)
İnsani yoksulluk: Cehalet veya yeterli derecede
beslenememe gibi gerekli insani yeteneklerden yoksun
olma.
İntersepsiyon: Yağışların bir kısmının, bitkilerin
toprak üstü kısımları tarafından tutularak tekrar
buharlaştırılması sürecidir. Bu yolla, toprağa
varmadan tekrar atmosfere dönen yağış suyu miktarı,
özellikle ormanlarda yağışın yüzde 30'una kadar
varabilir. (Interzeption/interception)
İşitme zararları: İnsanlarda işitme zararları 65 dB
(desibel) ses şiddetinden sonra başlar. Bu zararlar
sinirlenme ve vejetatif sinir sisteminin tahrip
edilmesi gibi kısa süreli reaksiyonlara neden olur.
Ses şiddeti uzun süre 90 dB üzerinde devam ederse
insanda organik işitme zararları meydana gelir.
İtai-İtai Hastalığı: Çevre kirlenmesi sonucunda besin
zincirine geçmiş bulunan kadmiyumun, bu besinlerle
sürekli olarak alınması sonucunda, vücudun önemli
fonksiyonları zarara uğrar, özellikle kemiği oluşturan
maddeler çözünür ve insan vücudu eğilip, bükülür. Itai
itai hastalığı denilen bu rahatsızlık insanı sonunda
ölüme götürür. Bu hastalık ilk olarak Japonya'da
görülmüş, ismini de bu ülkede almıştır.
- J -
Japon hurması: Kara hurma
Japonika: Hint yağı ağ.
Jeomorfoloji: Yeryüzüne ait dış görünüm şekillerini
(düzlük, çukurluk, girintili çıkıntılı yapı, vb.)
niteleyen bir terimdir.
Jeosfer: Yeryüzünün belirli bir yaşam mekânını ifade
eden bir terimdir. Bu mekânda litosfer (taşküre),
hidrosfer (suküre), atmosfer (havaküre), ve biyosfere
(canlılar dünyası) ait kesitler bulunmaktadır. Sabit
bir sınırlama yapılamaz. (Geosphere)
Jeotimik çevre: Yerkürenin katı dış kabuğuna
(litosfer) ait kimyasal özellkleri kapsar. (çeşitli
kimyasal bileşimdeki mineraller ve bunların ayrışma
ürünleri olan kimyasal elementler) (geochemische
Umwelt/ geochemical environment)
- K -
Kapalı kıyı suları: Açık denizlerle bağıntısı olan
kapalı kıyı suları. Özel jeomorfolojik kıyı
şekillerinden birinin içindeki durgun su yüzeyleri bu
şekilde isimlendirilmektedir.
(astuare/estuary-estuarine)
Katalitik dönüştürücü: Hava kirliliğini azaltmak için
otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden
çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü
kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim
atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi
maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.
Kemosentez: Bazı bakteriler, güneş ışınları olmadan,
inorganik maddeleri oksitlemek suretiyle, kendileri
için gerekli, enerji bakımından zengin organik
maddeleri elde ederler. Buna kemosentez denir.
Kuraklık: Belirsiz zamanlarda meydana gelen ve
canlıların (özellikle bitkilerin) yaşamını tehlikeye
düşürecek veya onları zarara uğratacak kadar azalmış
bulunan su kıtlığıdır. Bu tanımlamadan anlaşılacağı
üzere, belirli bir iklimin karakteristiği olarak
belirli mevsimlerde su kıtlığı “kuraklık” değildir.
Herhangi bir yılın, herhangi bir mevsiminde meydana
gelen alışılmışın dışındaki su noksanlığıdır.
(Trockenheit/drought, dryness)
Kükürt dioksit (SO2): İşlem görmemiş kömür, doğal gaz
gibi fosil yakıtlarının içerdiği kükürdün yanması
sonucunda ortaya çıkan zehirli gaz. Yakılan her yüz
ton kömür ve kokun ortaya üç ton kükürt dioksit
çıkardığı bilinmektedir. Metallerde paslanmaya neden
olmasının yanı sıra, solunum sistemine de zarar verir.
Asit yağmurunun baş suçlusu kükürt dioksittir.
- L -
Lâbada: Rumex alt cinsine bağlı bazı Rumex
(polygonaceae) türlerine verilen genel ad. Çok yıllık,
otsu bitkiler olup yapraklar ok veya mızrak biçiminde
değildir. Yaprakları pazarlarda satılır ve sebze
olarak kullanılır. Erzurum bölgesinde yapraklar saç
örgüsü şeklinde örüldükten sonra kurutulur ve kışın
kullanmak için saklanır. Meyveleri (gığış) çay gibi
hazırlanarak çay yerine içilir (Tokat). Yaprakları ile
yapılan et dolmasına Efelek dolması denir. En çok
aşağıdaki türlerin yaprakları kullanılmaktadır.
Avelik, develik, düvelik, ebelik, efelek, evelek,
evilik, everek, geğeş, ılıbada, ılıbıda, ılıbıdı,
ilabada, ilebeda, ilibada, ilibade, klibade.
Rumux alpinus L. - Dağ pazısı (Anzer-Rize). Emirdağ
(Afyon) yayla köylerinde ışgın adıyla tanınır. Yaprak
sağı çiğ olarak yenir. Yapraklarından dolma yapılır
veya ıspanak gibi pişirilerek yoğurt ile yenir.
Osmanlı döneminde bu türün Uludağ'dan toplanan kökleri
Papaz ravendi veya Ravend-i Rumi (Anadolu ravendi) adı
altında İstanbul aktarlarında satılır ve ravent kökü
yerine kullanılırdı.
R. conglomeratus - Murray-Labada
R. crispus L. - Evelik. Sığırkuyruğu
(Azdavay-Kastamonu). Doğu Anadolu (Erzurum) bölgesinde
sebze olarak kullanılır.
R. obtusifolius L. - Evelik, yabani pazı (Van).
R. olympicus Boiss - Ebelek, İlâbada. Uludağ'da
(Bursa) yetişir. Yapraklarından et dolması sarılır.
R. patentia L. - Evelik, develik (Ilıca-Erzurum)
R. pulcher - Van bölgesinde Tirşo adıyla tanınır ve
kökü yara iyi edici olarak kullanılır.
Lagün: Bunlara "sahil baraj gölü" de denir. Deniz
dalgalarının sürüklediği kum ve çakıl materyali,
kıyıda bir set oluşturur. Bunun arkasında da sular
birikerek bir göl meydana gelir. Böylece denizden
ayrılmış bir kıyı gölü meydana gelir. Eğer buraya bir
akarsu dökülürse tuzluluğu çok azalabilir.
Lamarkizm: Lamark tarafından canlı türlerin değişimine
ilişkin olarak ortaya atılan varsayım. Bu varsayıma
göre, bir canlının yaşam faaliyetinin gereği çevre
koşullarına uymak için kullanılan organlarda yeni
gelişmeler meydana gelebilir veya kullanılmayan
organlar ortadan kalkabilir ve bu değişimler, genetik
sürekliliğe sahiptir. Ancak yapılan araştırmalarda,
henüz bu varsayımı doğrulayan veriler bulunamamıştır.
Latent: Sözcük anlamı, bağlı ve hareketsiz, göze
çarpmayan, hissedilmeyen demektir. Daha çok, herhangi
bir şekilde göze çarpacak yaşam ve fizyolojik aktivite
belirtileri görülmeyen biyolojik olayları ifade etmek
için kullanılan bir terimdir.
Limnoloji: Tatlısu göllerinin fiziksel, kimyasal ve
meteorolojik özellikleriyle, içindeki canlıların
biyolojisini inceleyen bilim dalıdır.
- M -
MA : İnsan ve Biyosfer Programı (BM/UNESCO)
Maki: Akdeniz iklim koşullarının bulunduğu yetişme
ortamlarında yayılış gösteren çalı ve alçak boylu
ağaçların oluşturduğu odunsu bitki toplumudur. Ağaç
fundası, kocayemiş, mersin, sandal, harnup (keçi
boynuzu), kermes meşesi, pırnal meşesi ve defne
makinin başlıca odunsu bitki cins ve türlerini
oluşturur. Genellikle hepsi sert yapraklı ve
herdemyeşildir. Yazları kurak ve sıcak, kışları ılıman
ve yağışlı Akdeniz ikliminin tipik bitki örtüsüdür.
Kaliforniya'da "chaparral", Avusturalya'da "mallee
scrub" olarak isimlendirilmektedir. (Macchie/maccihia,
maquis)
Manganez (Mn): İnsanlar da dahil olmak üzere bir çok
canlı için gerekli bir ağır metal. Eksikliği büyümenin
sınırlanmasına yol açabilir, ama çok miktarda alınması
da sinir sistemini etkileyebilir.
Metan: Bataklık topraklarda, lağım sularında ve ayrıca
kömür madenlerinde organik maddenin anaerobik
koşullarda ayrışmasından oluşan, genellikle bataklık
gazı olarak adlandırılan, doğal ve renksiz gaz.
Atmosferde yoğunluğunun artması "sera etkisi"ne
katkıda bulunur.
Mutlak Yoksulluk: Uluslararası yoksulluk düzeyi olarak
belirlenen günde 1 dolardan az gibi sabit bir
standarda göre tanımlanan yoksulluk.
- N -
NEA: OECD Nükleer Enerji Kurumu
Nemoral: Sıcak, göreli olarak yağış bakımından zengin
4-6 aylık vejetasyon periyodu olan iklim kuşaklarıdır.
Nemoral iklim kuşağında yayılış gösteren yazın yeşil,
geniş yapraklı ormanlar bol miktardadır. Bunların
yayılış bölgeleri Batı ve Orta Avrupa, Doğu Asya, Doğu
ve Kuzey Amerikadır.
Nitrat: Genellikle bir nitrojen, üç oksijen atomundan
oluşan (NO3) azot içeren bileşiklerdir. Nitrojen
döngüsünün doğal bir parçası olarak nitritlerin
dönüşümüyle oluşurlar. Nitrat, bitkinin büyümesi için
hayati önem taşıyan elemanlardan biridir. Doğal ve
suni gübrenin temel maddesi nitrattır. Fazla nitrat
ise çevre kirliliğine yol açar. Kolayca çözülebilen
bir madde olan nitrat, topraktan geçerek yer altı
sularına karışabilir. Nehir, göl ve diğer su
kaynaklarında aşırı nitrat birikmesi bitkilerin,
ekosistemi çökertecek ve kimi zaman deniz yaşamını
sürdürecek kadar çok büyümesine yol açabilir.
Nival yükseklik zonu: Yüksek dağ bölgelerinin en üst
bitki örtüsü basamağıdır. Bu zon sürekli olarak
karlarla örtülüdür. Başka bir anlatımla klimatik karlı
bölgenin üstündedir. Alplerde 2700-3100 metre
üzerindedir. Buralarda bireysel veya grup şeklinde
yosun ve likenler ile bazı otsu bitkiler bulunabilir.
(Nivale Stuffe/nival zone)
Nötr Gündüz Bitkileri: Çiçek açma aktiviteleri
bakımından günlük ışın alma süresine (gündüz
uzunluğuna) bağlı olmayan bitkilerdir.
- O -
OECD: Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü
Oksidant: Oksijen içeren ve oksijenin yeni maddeler
oluşturmak için kimyasal reaksiyona girmesi
kolaylaştıran madde.
Orografik yağışlar: Bir dağ yamacını izleyerek
yükselen nemli hava kitleleri soğuyarak, içlerindeki
nemi yağış halinde bırakırlar. Engebeli arazinin veya
dağların neden olduğu bu tür yağışlar "orografik
yağışlar" olarak isimlendirilir. (orographische
Niederschläge/orographic precipitation)
Ozon (O3): Üç oksijen atomundan oluşan molekülleriyle
Zehirli, renksiz bir gaz. Sıvı halde lacivert rengini
alır. Atmosferin üst katmanlarında yer alan ozon,
dünyayı güneşten gelen morötesi radyasyona karşı
korur. Ozon çok tehlikeli bir maddedir. Yeryüzünde ise
gözleri, burnu ve boğazı tahriş eden ozon, solunum
sistemini tahrip eder. Güneş ışığında fotokimyasal
tepkimeye giren egzos gazları, kirli havadan oluşan
duman bulutlarında ozon ve nitrojen dioksit bulunur.
Çok az insan ozonun ne kadar öldürücü olduğunun
farkındadır. Bir gramın iki yüzde biri miktarda ozon
almak öldürücü olabilir. Bir saç spreyi kutusuna saf
ozon konsa, bu kutu tam 14.000 kişiyi öldürür.
Ozon tabakası: Zararlı morötesi radyasyonu süzen, ozon
içeren üst atmosfer katmanı. CFC türünden kimyasal
maddelerin atmosfere bırakılması sonucunda ozon
tabakasının zayıfladığı, bunun ise cilt kanserinde
artışa neden olacağı hesaplanmaktadır.
- Ö -
Ölüm hızı: Belli bir nüfustaki ölümlerin sayısı.
Değişik biçimlerde hesaplanır. Bir hesaplama yöntemi
olan kaba ölüm hızı, belli bir coğrafi alanda beher
1.000 kişi başına yıllık ölümlerin toplam sayısıdır.
Ömür otu: Sedum sempervivoides Bieb. (Crassulaceae) 20
cm kadar yükseklikte, tüylü, kırmızı çiçekli, iki
yıllık ve otsu bir bitkidir. Dip yapraklar, rozet
biçiminde bir araya toplanmıştır. Orta ve Doğu Anadolu
bölgelerinde yetişir. Camuskulağı, kaya koruğu, ikbal
otu, ikbal çiçeği, ömür çiçeği de denir.
Öncü bitkiler: Çıplak alanlara ilk olarak gelip, orada
bir bitki örtüsü meydana getiren türler. Bunlar,
ekstrem yetişme ortamı koşullarına dayanabilen (aşırı
sıcaklık, kuraklık, don, su ve besin maddesi
eksikliği, vb.) bitkilerdir. Örneğin, orman
yangınlarından sonra, yanık alan topraklarına otsu
bitkiler, titrek kavak gibi odunsu bitkiler öncü
olarak gelir, yerleşir. Boş bir habitatta yerleşen ilk
bitkiler de bu şekilde nitelenir.
Ötrafikasyon: Bir ekosistemin tamamında veya
ekosistemin belirli kısımlarında besin maddelerinin
artması, zenginleşmesi olayını niteleyen bir terimdir.
Bir ekosistemde besin maddeleri verimini ve fotosentez
ürünlerini arttırma hususunda etkili olan tüm
süreçlerin toplu ifadesidir. Önrekler: Deterjanlı
sularla göllerde fosfatın artması ve buna bağlı olarak
su bitkilerinin biyolojik kitlesinin artması,
gübreleme ile toprağın besin elementlerince
zenginleşmesi ve dolayısıyla bitkisel ürünlerin
artması gibi. (Eutrophierung/eutrophication)
- P -
PEBC: Pasifik Havzası Ekonomik İşbirliği
Pelemir: Cephalaria syriaca (L.) Schrader
(Dipsacaceae) 100 cm kadar yükselebilen, bir yıllık,
tüylü ve pembe çiçekli bir bitkidir. Tohumlarından yağ
elde edilir ve tohum unu lezzet vermesi için ekmek
ununa karıştırılır (Kayseri, Erzincan, Diyarbakır).
Sıkma ile elde edilen yağa Belemir yağı da denir.
Acımığ, acımıh, acımık, acımuk, acimik, belemir,
belemür, melemür de denir.
Pestisid: Bitki ve hayvanları zararlılardan korumak
için mücadele amacıyla kullanılan kimyasal ilâçlar ve
etki maddelerinden hepsini birden ifade etmek için
kullanılan bir terimdir. Bütün "herbisid" ve
"insektisid"leri kapsamakta olup "biosid" karşılığı
kullanılan bir terimdir. (pesitizid/pesticide)
Petrokimyasal: Petrolden türetilen madde veya malzeme,
bir tür hidrokarbon. Hidrojen ve karbon atomlarından
oluşan kimyasal. Modern kimya endüstrisinin kalbinde
petrokimyasallar yer almaktadır. Bir çok "mucize"
ürünün ve önemli miktarda kimyasal çevre kirliliğinin
özünde petrokimyasallar yatmaktadır. En çok tanınan
petrokimyasallar arasında, asetik asit, aseton,
benzin, formaldehit, etilen, etilen diklorit, metanol,
fenol, polietilen, polivinil klorid, stirin, vinil
klorid vs. sayılabilir.
Plankton: Havuz, göl, akarsu, deniz, okyanus gibi
sulara ait ekosistemlerin herhangi bir derinliğindeki
su tabakalarında, su hareketleriyle sürüklenen veya
çok yavaş olarak yüzen, hayvan ve bitkilerden oluşan
mikroskobik büyüklükteki organizmalardır.
- R -
Radyoaktif Atık: Düşük veya yüksek düzeyde radyasyon
yayınlayan atık. Atomik çağın başlangıcından bu yana,
radyoaktif atıklar çözülememiş ve büyüyen bir sorun
oluşturmuştur. Günümüzde de bu sorunların çözüme
yaklaştıklarını söylemek mümkün değildir, sorunların
boyutu da daha net anlaşılmıştır. Nükleer silahlar
üretilirken, kullanılan yakıtın işlemden geçirilmesi
sonucunda ortaya yüksek düzey radyoaktif atık denilen
bir atık çıkmaktadır. Bu atıklar genellikle sıvı, kimi
zaman katılaştırmış biçimde saklanmakta ve binlerce
yıl boyunca çevre için tehlike arz etmektedirler.
Tıbbi ve endüstriyel faaliyetler sonucunda ortaya
çıkan düşük düzey radyo aktiflerin de dikkatli
olunmadığı takdirde, tehlikeli olabildikleri
bilinmektedir.
Radyoaktif serpinti: Radyoaktif parçacıkların yer
yüzüne inmesi; ya da radyoaktif parçacıkların kendisi.
RDF : Bölgesel Kalkınma Fonu (CARICOM)
Rekombine DNA: Genetik mühendislik tekniklerinden,
farklı birey veya türlerin DNA'larını birleştirmeye
kadar uzanan değişik tekniklerin ürünü
Rüzgar profili: Rüzgar hızındaki değişimlerin,
yüksekliğin ve mesafenin bir fonksiyonu olarak grafik
halinde gösterilmesi. (wind profile)
- S -
SAARC: Güney Asya Bölgesel İşbirliği Örgütü
Sahel: Sahara çölünün güneyinde, Senegal'den
Moritanya, Mali, Yukarı Volta, Nijer, Nijerya, Çad,
Sudan ve son yıllarda Etopya'yı da içeren araziyi
içeren, yarı çöl yarı otlak bölge. 1960'lı yıllardan
beri büyük nüfus artışı ve bölgeye su sağlamak için
kuyu kazma girişimleri, bölgenin sosyal yapısını
değiştirmiştir. Göçebe hayvancılık yapan toplumu,
hayvan yetiştiren ve tarım yapan bir topluma
dönüştürme çabası sonucunda aşırı otlatma ve büyük
bölgelerin çölleşmesine yol açmıştır. Çölleşme kıtlığa
yol açmıştır.
Savan: Belirgin kuraklığa sahip tropik yaz yağışları
zonunun (Muson) göreceli homojen bitki toplumlarıdır.
Bazı bölgelerde düşük yıllık yağış miktarından, bazı
bölgelerde de yüksek yıllık yağışa karşın (1000-1500
mm) çok geçirgen kum topraklarından dolayı kuraklığın
egemen olduğu yetişme ortamlarının bitki
toplumlarıdır. Savan vejetasyonu yoğun bir ot tabakası
ile bunun üzerinde seyrek-çok aralıklı teker teker
bulunan ağaçlar, çalılar veya ağaç grupları ve çalı
gruplarından oluşur. Eğer üzerindeki ağaç topluluğunun
kapalılık derecesi ortalama 0.5'e erişirse FAO
tarafından bu savan bitki toplumu "orman" olarak
isimlendirilir.
Siyah yağmur: Petrol döküntüsü, petrol kuyusu veya
orman yangını gibi nedenlerle atmosfere dağılan
kurumun yağışla yeryüzüne inmesi
Süper Türler: Aralarında herhangi bir şekilde, doğal
melezlenme meydana gelmemiş bulunan, coğrafi bakımdan
izole edilmiş yerlerde yaşayan bir akraba tür
grubudur.
- Ş-
Şal Kabağı: Cucumis trigonus Roxb. Bir yıllık otsu,
sürünücü ve sarı çiçekli bir tür. Meyveler 2-4 cm
çapında, acı ve lezzetli küçük bir kavun görünüşünde.
Silifke bölgesinde bulunur, bölgede müshıl olarak
kullanılır. Yabani kavun, acur, ancur, gıta, hıta,
hıttık, hıtti, hıyar, salatalık da denir.
Şamdan oluşumu: Tepe sürgünü çeşitli nedenlerle ve çok
kez kırılmış, tahrip edilmiş olan ağaçlarda tepe
sürgünü olmaksızın yan sürgünler gelişir. Böylece
bitkinin tepe kısmı şamdanı andıran bir şekil alır. Bu
olaya şamdan oluşumu denir.
(Kandelaberbildung/candelabre tree)
Şaşırtılmış fidan: Fidanlıklarda özellikle orman
fidanlıklarında, ekim yastığında bulunan sık durumdaki
fidanların, esas dikim alanına götürülmeden önce, bu
yastıklardan çıkartılarak, daha geniş aralıklarla ve
mesafelerle başka başka bir yastığa dikilmesi ve
böylece daha iyi gelişmesinin sağlanması için yapılan
işleme, ormancılıkta “şaşırtma”, bu fidanlara da
“şaşırtılmış fidan” denir. (verschulte
Pflanze/transplant stock)
Şevketibostan : Cnicus benedictus L. 35 santime kadar
yükselebilen, bir yıllık, tüylü, sarı çiçekli ve otsu
bir bitkidir. Toprak üstü kısımları İzmir pazarlarında
satılır ve sebze olarak kullanılır. Akkız, bostan otu,
mübarek dikeni, Şevket otu olarak da bilinir.
Şimera: Deneysel yönlendirme sonucunda, iki veya daha
çok sayıda farklı genom hücresinden oluşan organizma
- T -
Taksonomi: Organizmanları sınıflandırma bilimi
(Taxonomy)
Termosfer: Atmosferin 80-400 km yükseklikleri
arasındaki katmandır. Bu katmanda sıcaklık tekrar
hızla yükselir. (Thermosphäre/thermosphere)
TFAP: Tropikal Ormanlar Eylem Planı (BM/FAO)
TRAFFIC: Ticareti yapılan bitki ve hayvanların ticaret
kayıtları analizi. Doğal yaşam ve doğal yaşam
ürünlerinin küresel ticaretini denetleyen uluslararası
kurum. Kurum özellikle CITES anlaşmasının
düzenlemeleri konusunda çalışmakta ve devletlerin
CITES hükümlerine uyup uymadıklarını denetlemekte, bu
yasaların daha düzgün uygulanması için baskı
oluşturmaktadır.
Transjenik: Normal genomu, gen aktarılarak veya başka
bir türün DNA'sının eklenmesi gibi müdahele edici bir
teknikle değiştirilmiş bir organizmayı tanımlamak için
kullanılan sözcük.
- U -
UNCTAD: Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma
Programı
UNEP: Birleşmiş Milletler Çevre Programı (United
Nations Environment Programme)
Ulaşım Yollarını Koruma Ormanı: Şevlerden düşecek kaya
ve taşlara, yamaçlardan gelecek çığlara ve toprak
kaymalarına karşı yolları ve taşıt araçlarını güvence
altına almak için yetiştirilen ve yararlanılan
ormandır.
Uzaktan algılama: Elektromanyetik enerjinin
bulunmasıyla sözgelimi havadan fotograf çekme gibi,
fiziksel özelliklerle ilgili uzak mesafelerden bilgi
toplama yöntemi. (Remote sensing)
Uzun gündüz bitkileri: Çiçeklerinin çabuk oluşumu için
günlük 14 saatten daha çok ışığa gereksinme duyan
bitkilerdir. Gündüzlerin kısalığı, çiçeklenmeyi
engeller, daha çok vejetatif gelişmeyi sağlar. Uzun
gündüz bitkileri, gündüz uzunluğunun belirli bir
sınırın altına düşmesi halinde (bu sınır bazı
araştırmacılara göre 10 saat olarak kabul
edilmektedir) çiçek açamazlar.
- Ü -
Üreticiler: Biyolojik kütleleri üretme ve değiştirme
yeteneğine sahip organizmalardır. Ototrof
(kendibeslek) organizmalar. Bunlar, inorganik
maddelerden organik madde üreten canlılardır. Eğer bu
üretim için güneş enerjisini kullanılırsa, bunlara
fotoautotrof, kimyasal enerji kullanırlarsa
kemauototrof denmektedir. Her iki grup canlıya birden
"birincil üreticiler-primer üreticiler" denmektedir.
İkincil (sekunder) üreticiler ise birincil
üreticilerin meydana getirdiği organik maddelerle
beslenerek bunlardan yeni ürünler meydaha getirirler.
Bunlara hetetrof organizmalar, sekunder üreticiler
denir.
Üretim Biyolojisi: Bir ekosistemdeki organik madde
üretimini belirlemeyi, inceleme ve araştırma konusu
olarak almış bulunan ekoloji dalıdır. Ekosistemdeki
madde üretimiyle, enerji tüketimi arasındaki
ilişkileride inceleyen toplum ekolojisi dalıdır.
Üretim peyzajı: Dinlenme ve eğlenme amacına hizmet
eden peyzajların aksine, sadece tarım ve endüstri
amaçlı kullanım için yararlanılan peyzajlardır.
Ürün verme kapasitesi: Bir toprağın yetişme ortamının,
bitki ve hayvan toplumunun veya akarsuların arzu
edilen ürünü, yararlanılabilir biyolojik kütleyi
verebilme yeteneği veya kapasitesidir. Bu yetenek veya
kapasite, iklim, toprak, bitki, hayvan, bakım ve
işletme tekniğinin kombinasyonunua (ortak etkisine)
bağlıdır. (Yield capacity / Ertragsfähigkeit)
Üvez : Sorbus (Roseceae) türlerine verilen genel ad.
Kışın yapraklarını döken, dikensiz, basit veya pennat
yapraklı ağaç ve beyaz çiçekli ağaç veya
ağaççıklardır. Eyvaz, ivaz, ivez, övez diye de
bilinir.
Sorbus aucuparia L.: Kuş üvezi, mercan ağ, yabani
üvez.
Sorbus domestica L.: Bahçe üvezi. Anadolu’da yabani
olarak bulunduğu gibi meyveleri için de yetiştirilir.
Meyvelerine Tokat-Niksar’da üvez yumurtu denir. Olgun
halde iken yenir.
- V -
Vahvah: Tavuk çiçeği
Vejetasyon Mozaiği: Çok değişken küçük yetişme
ortamlarında, küçük alanlar kaplayan çok çeşitli
türler ve çok değişik tür grupları yapısının
oluşturduğu vejetasyon görünümü.
Vejetatif dinlenme: Bitki türleri, özellikle klimatik
faktörlere bağlı olarak yılın belirli zamanlarında
veya mevsimlerinde vejetatif aktivitelerini durdurarak
fizyolojik bakımdan faal olmayan bir duruma girerler.
İşte bu fizyolojik dinlenme devresine vejetatif
dinlenme denir.
Venüssaçı: Adiantum cappillus-veneris L. (Adiantaceae)
Çok yıllık, rizomlu ve çiçeksiz bir bitkidir. Balgam
söktürücü ve öksürük kesici olarak kullanılır.
Fatmasaçı, ishal otu, karabacak olarak da bilinir.
VOC: Uçucu organik biletikler (Volatile organic
compounds)
- W -
WCED: Dünya Çevre ve Gelitme Komisyonu (World
Commission on Environment and Development)
WFC: Dünya Gıda Konseyi (BM)
WHO: Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Sağlık Örgütü
(World Health Organisation)
- Y -
Yağmur Gölgesi: Nem getiren ve yağış bırakan
rüzgârların geldiği yönün aksi tarafında olduğu için
az yağış alan veya hiç yağış almayan, siperde kalmış
dağ yamaçları, Karadeniz Dağlarının güney, Torosların
kuzey yamaçları yağmur gölgesinde kalan yamaçlardır.
Yaşam mekanı: Canlıların yaşamlarını sürdürdüğü
fiziksel yerleşim mekanıdır. Bunlar hayvanlar için
sezona göre değişik fiziksel mekan olabilir. Örneğin
kış uykusuna yatan bir ayı için kış sezonunda yaşam
mekanı bir mağara, bir in olabilir. Yazın ise kırlar,
dağlar, ormanlar, bu hayvanın yaşam mekanıdır. Bu
terim hem habitat, hem biyotop anlamında da
kullanılır. (habitat, biyotope/ lebensraum)
Yenilenebilir kaynaklar: Petrol ve kömür gibi
kullanımla birlikte yavaş yavaş azalan sonlu
kaynakların aksine doğal olarak ortaya çıkan ve güneş
enerjisi, rüzgar enerjisi gibi kullanımla azalmayan
kaynaklar.
Yeşil devrim: 1960’lı yıllarda, fazla ürün veren yeni
buğday ve pirinç çeşitleri gibi üstün verimli tahıl
bitkileri geliştirilmiş ve ıslâh edilmiştir. Böylece
birçok bölgelerde yüksek derecede ürün artışı
gerçekleştirilmiş olu bu sonuç “Yeşil Devrim” olarak
isimlendirilmiştir.
Yön gösterici (pusula) bitkiler: Bir pusula gibi
yaprakları ile yön gösteren bitkileri ifade eden bir
terimdir. Bu bitkiler yapraklarını, kenarları kuzey ve
güneyi, yüzeyleri ise doğu ve batıyı gösterecek
şekilde çevirip yönlendirirler. Bu şekilde öğle güneşi
yaprağın yanlnız dar bir kısmına gelir. Buna karşılık
daha az şiddette olan akşam ve sabah güneşi ise bütün
yaprak yüzeyine çarpacak şekilde yönlenirler, dolayısı
ile ışıktan fotosentez için en yüksek derecede
yararlanabilecek bir pozisyon yaratılmış olur.
(Kompasspflanzen/compass plants)
- Z -
Zakkum: Nerium oleander L. (Apocynaceae) 6 metreye
kadar yükselebilen, kışın yaprak dökmeyen, pembe veya
kırmızı çiçekli bir bitkidir. Dere yatakları ve yol
kenarlarında yetişir. Zehirli bir bitkidir. Ağı
çalışı, ağı çiçeği, ağı dalı, ağu, avu, ayan, fattak,
kan ağ, zekkum da denir.
Zararlılar: İnsanlara, evcil hayvanlara, kültür
bitkilerine ve bunların ekonomisine zarar veren bütün
bitkisel ve hayvansal canlı varlıklar. Özellikle:
zararlı böcekler, iplik solucanları, kemirici
hayvanlar, parazitler, mantarlar bu gruba girer.
Zerdali: Armeniaca vulgaris Lam. (Rosaceae) 15 metre
kadar yükselebilen, beyaz veya pembe çiçekli bir
ağaçtır. Meyveleri yenir. Aşılı ağaçların meyvesine
Kayısı veya zerdali aşması denir. Eski Türkler bu türe
sarı erik adını veriyorlardı. Bu ad bu gün de Kırşehir
ve Erzincan dolaylarında kullanılmaktadır. Acı kayısı,
fış fış, zerdali de denir.
Zonlara ayırma: Aralarında çoğunlukla derece farkı ve
basamaklaşma bulunan bir veya bir çok yetişme ortamı
faktörlerine göre, geniş alanlarda veya yoğun olarak
küçük alanlarda ekolojik bakımdan yapılan mekân
ayırımıdır. Yamaç ve yetişme ortamları, taban suyun
etkisindeki alçak bölgeler, göllerin gittikçe
küçülerek, karalar haline döndüğü yerler, büyük
alanlarda iklim bakımından benzer enlem derecelerini
kaplayan makro iklim kuşakları.
Zulfa Otu: Hyssopus officinalis L supsp. Angustifolius
(Bieb.) Arcangeli (Labiatae). 20-40 cm. Yükseklikte,
tüylü, çok yıllık, mavimsi çiçekli bir bitki.
Yaprakları, nane gibi çorbalara koku ve tat vermek
için kullanılır. (Gümüşhane, Erzurum)
kaynak: TEMA (tema.org.tr)
ana sayfa
_ yazdır
doga.tutkusu.com ©
|